1 – 13 Tem­muz ta­rih­le­ri için­de KAS­TA­MO­NU için önem­li gün­ler… 

KASTAMONU TARİHİNDE BU HAFTA-01

1 Tem­muz 1877

Ge­le­nek­sel Yaz­ma ve Ah­şap Ka­lıp – Bas­kı Us­ta­sı NE­Fİ­SE AK­PI­NA­R­’ın do­ğu­mu

Ne­fi­se AK­PI­NAR / 1877 – 1966

Ne­fi­se Ak­pı­nar, 1 Tem­muz 1877’de Kas­ta­mo­nu­’­nun Sey­di­ler Göl­cü­ğez Kö­yü­’n­de doğ­du. Kü­çük yaş­lar­da ge­le­nek­sel el sa­nat­la­rı­na il­gi du­ya­rak bu sa­na­tı öğ­re­nip uy­gu­la­ma­ya başladı.1901’de Hü­se­yin Ak­pı­nar ile ev­le­ne­rek Çır­dak Kö­yü­’e ge­lin git­ti. Bu ev­li­lik­ten iki ço­cuk sa­hi­bi ol­du. Eşi Hü­se­yin, as­ke­re alın­dı­ğın­da iki kü­çük ço­cu­ğuy­la bir ba­şı­na ka­la­rak evin tüm so­rum­lu­lu­ğu­nu üst­len­di.  Hem ço­cuk­la­rı­nı bü­yüt­tü hem de yaz­ma­cı­lık sa­na­tı­nı ic­ra et­me­ye de­vam et­ti. Eşi as­ke­re gi­de­ne ka­dar, ta­sar­la­dı­ğı ka­lıp­la­rı eşi­ne yap­tı­rı­yor­ken,  ko­ca­sı as­ke­re git­tik­ten son­ra ka­lıp­la­rı­nı ken­di­si iş­le­miş ve ken­di­ne has mo­tif­ler ya­ra­ta­rak eser­ler üret­miş­tir.

Ne­fi­se Ak­pı­na­r­’ın, en önem­li özel­li­ği baş­ka yer­ler­de ör­ne­ği­ne rast­lan­ma­yan ken­di­ne has özel mo­tif­ler kul­lan­ma­sıy­dı. Kah­ra­man Ana­do­lu ka­dı­nı Şe­ri­fe Ba­cı­’­nın şe­hit ol­du­ğun­da ba­şın­da bu­lu­nan ben­li çar, Ne­fi­se Akpınar’ın sa­na­tı­nın önem­li bir ör­ne­ği ola­rak ka­bul edil­mek­te­dir. Ne­fi­se Ak­pı­nar, gü­nü­mü­ze mi­ras bı­rak­tı­ğı 70 ka­dar 120 yıl­lık ta­ri­hi ka­lıp­la­rı ve eser­le­riy­le Ana­do­lu yaz­ma­cı­lık kül­tü­rü­nün önem­li bir par­ça­sı ol­muş­tur. Bu­gün, Ne­fi­se Ak­pı­na­r­’ın hi­ka­ye­si­nin gün yü­zü­ne çı­ka­rıl­ma­sı ve onun ka­lıp­la­rıy­la ya­pı­lan bas­kı­la­rın ye­ni­den can­lan­dı­rıl­ma­sı, da­hil ol­du­ğu kül­tü­rel mi­ra­sın öne­miy­le bir­lik­te ta­kip edil­mek­te ve araş­tı­rıl­mak­ta­dır.

Ne­fi­se Akpınar’ın ha­ya­tı, onun ge­le­nek­sel bas­kı sa­na­tı­na ve Ana­do­lu kül­tü­rü­ne kat­kı­la­rıy­la bir­lik­te da­ha da an­lam ka­zan­mak­ta­dır. Bu bü­yük mi­ras, bir kö­şe­de ses­siz­ce yok olup git­mek üze­rey­ken, gü­nü­müz yaz­ma us­ta­sı Ve­li­ye Mar­tı Hanım’ın far­ket­me­si ve Ne­fi­se ak­pı­na­r­’­dan gü­nü­mü­ze ula­şa­bil­miş ka­lıp ve bas­kı­la­rı ti­tiz­lik­le te­miz­le­yip in­ce­le­me­siy­le gün yü­zü­ne çık­ma­yı ba­şar­mış­tır. Bu ke­şif, Kastamonu’nun yaz­ma­cı­lık­ta ne ka­dar ile­ri ve öz­gün ol­du­ğu­nun en önem­li gös­ter­ge­le­rin­den bi­ri­dir. Ne­fi­se Akpınar’ın hi­ka­ye­si­ni ye­ni­den ya­şat­mak için ya­pı­lan bu ça­lış­ma­lar, Kastamonu’nun kül­tü­rel tu­rizm po­tan­si­ye­li­ni ar­tır­mak­ta ve Ne­fi­se Akpınar’ın eser­le­ri­ni ve sa­na­tı­nı ya­şat­ma­ya yö­ne­lik bü­yük bir fır­sat sun­mak­ta­dır.

1 Tem­muz 1957

Re­is Gı­da Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı MEH­MET RE­İS­’­in Do­ğu­mu

Re­is Mar­ka­sı­nın Mi­ma­rı Meh­met RE­İS

Meh­met Re­is, 1957 yı­lın­da Kastamonu’nun İn­eb­olu il­çe­sin­de doğ­du. Eği­ti­mi­ne Sam­sun Eği­tim Enstitüsü’nde baş­la­dık­tan son­ra, 1976’da İst­anb­ul Üni­ver­si­te­si Hu­kuk Fakültesi’ne de­vam et­ti. An­cak, ba­ba­sı­nı kay­bet­tik­ten son­ra aile­si­ne des­tek ol­mak zo­run­da ka­la­rak yük­se­köğ­re­ni­mi­ni ya­rı­da bı­rak­mak du­ru­mun­da kal­dı. Unkapanı’nda bir gı­da iş­let­me­sin­de mu­ha­se­be ve sa­tış bö­lü­mün­de ça­lı­şa­rak iş ha­ya­tı­na adım at­tı. 1981 yı­lın­da yal­nız­ca gü­ve­ne da­ya­lı ser­ma­ye­si ile RE­İS Ticareti’ni ku­ra­rak gi­ri­şim­ci­lik se­rü­ve­ni­ne baş­la­dı. Ar­dın­dan, 1993 yı­lın­da Re­is Ta­rım­sal Ürün­ler San. Tic. A.Ş.’yi ve 2000 yı­lın­da Taşköprü’de Türkiye’nin ilk sa­rım­sak iş­le­me te­si­si­ni aça­rak sek­tör­de önem­li bir yer edin­di.

Meh­met Re­is, iş ha­ya­tın­da­ki ba­şa­rı­sı­nın ya­nı sı­ra si­vil top­lum ku­ru­luş­la­rın­da­ki ak­tif ro­lüy­le de ta­nın­mak­ta­dır. İst­anb­ul Gı­da Top­tan­cı­la­rı Der­ne­ği ve Kas­ta­mo­nu­lu Sa­na­yi­ci İş Adam­la­rı gi­bi bir­çok der­nek­te Baş­kan­lık gö­rev­le­rin­de bu­lun­du. 1994 yı­lın­da Türkiye’de ilk kez sa­bit fi­yat uy­gu­la­ma­sı­nı ha­ya­ta ge­çi­re­rek enf­las­yon­la mü­ca­de­le­de ra­di­kal bir adım at­tı. Türk ta­rı­mı­na yap­tı­ğı kat­kı­lar­dan ötü­rü İş Dün­ya­sı Onur Ödülü’nü al­dı ve Kı­zı­la­y­’a ver­di­ği des­tek­ler­den do­la­yı Al­tın Ma­dal­ya ile ödül­len­di­ril­di. Eko­no­mik so­run­la­rın çö­zü­mü­ne yö­ne­lik yap­tı­ğı gi­ri­şim­ler­le Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ve hü­kü­met ta­ra­fın­dan tak­dir edil­di.

Bi­yog­ra­fi­si, TRT ve NTV gi­bi te­le­viz­yon ka­nal­la­rın­da yer bul­muş; Hür­ri­yet, Sa­bah, Mil­li­yet gi­bi ga­ze­te­ler­de ise iş ha­ya­tı ve ba­şa­rı öy­kü­sü de­tay­lan­dı­rıl­mış­tır. O, yal­nız­ca iş dün­ya­sın­da de­ğil, ay­nı za­man­da genç­ler ara­sın­da yay­gın­la­şan obe­zi­te so­ru­nu ile mü­ca­de­le et­mek ve sağ­lık­lı bes­len­me ko­nu­la­rın­da top­lum­da far­kın­da­lık ya­rat­mak ama­cıy­la çe­şit­li sos­yal so­rum­lu­luk pro­je­le­ri ger­çek­leş­tir­mek­te­dir. Bu­gün, ev­li ve iki kız ço­cu­ğu ba­ba­sı olan Meh­met Re­is, dört to­ru­nu­nu­nun de­de­si ol­ma­nın mut­lu­lu­ğu­nu ya­şı­yor. Ha­ya­tı­nın en de­ğer­li ka­za­nı­mı ola­rak gör­dü­ğü bu to­run­la­rıy­la bir­lik­te, geç­miş­te ya­şa­dı­ğı zor­luk­la­rı aşa­rak, ye­ni ne­sil­le­re umut aşı­la­ma­ya de­vam edi­yor.

3 Tem­muz 1934

Kas­ta­mo­nu­’­da Sel Afe­ti

Kas­ta­mo­nu­’­da Sel Afe­ti

3 Tem­muz 1934 ak­şa­mı Kastamonu’da ani­den baş­la­yan yo­ğun yağ­mur so­nu­cun­da mey­da­na ge­len sel fe­la­ke­ti, köp­rü­le­ri aşa­rak ma­hal­le­le­re gir­miş­tir. Kış­la ci­va­rın­da­ki bah­çe­ler ve tar­la­lar ta­ma­men su al­tın­da kal­mış, böl­ge­de bü­yük ha­sar mey­da­na gel­miş­tir. Bu sı­ra­da, Fer­hat Pa­şa Ha­ma­mı önün­den ge­çen bir va­tan­daş, sel su­la­rın­da bo­ğul­muş ve ce­se­di bir gün son­ra bu­lun­muş­tur.

Kay­nak: Kas­ta­mo­nu Ga­ze­te­si, 5 Tem­muz 1934, S:2.

“03.07.1934 ta­ri­hin­de ak­şam 19.30’da baş­la­yan yağ­mur son­ra­sın­da Kastamonu’da bir sel ha­di­se­si ya­şan­mış­tır. Ha­va­nın bir­den­bi­re bo­zul­ma­sı ve son­ra­sın­da on beş da­ki­ka bo­yun­ca ara­lık­sız de­vam eden yağ­mur so­nu­cu de­re­ye sel gel­miş­tir. Ge­len sel faz­la ol­du­ğu için köp­rü­le­rin üze­rin­den aş­mış ve ma­hal­le içe­ri­sin­de­ki ba­zı ev­le­re ve çay ke­nar­la­rın­da­ki han­la­ra ka­dar gir­miş­tir. Sel gi­ren yer­ler­de can kay­bı ya­şan­ma­mış­tır. Çay bo­yun­da ve kış­la ci­va­rın­da bu­lu­nan bah­çe­ler ve tar­la­lar ta­ma­men su al­tın­da kal­mış­tır. Bu ne­den­le bu ma­hal­ler­de­ki ekin ve mah­sul­ler ta­ma­men ha­sa­ra uğ­ra­mış­tır. Ba­zı de­re­le­rin bir­leş­me­sin­den olu­şan ve Fer­hat Pa­şa Ha­ma­mı önün­den Çen­gel­ler Köprüsü’ne doğ­ru akan sel su­la­rı­na o ci­var­dan geç­mek­te olan bir va­tan­daş ka­pı­la­rak bo­ğul­muş­tur. Ce­se­di bir gün son­ra şeh­re ya­rım sa­at me­sa­fe­de bu­lun­muş­tur.”

4 Tem­muz 1991

Tür­ki­ye­’­nin İlk Ka­dın Ve­te­ri­ne­ri SA­Bİ­RE AY­DE­Mİ­R­’­in Ve­fa­tı

Sa­bi­re AY­DE­MİR / 1910 – 1991

1 Şu­bat 1910 ta­ri­hin­de İn­eb­ol­u’­da doğ­du. An­ne­si Fir­devs Sa­ka (Dal­yan), ba­ba­sı Se­yit Ali Be­y­’­dir. Ba­ba­sı­nı kü­çük yaş­ta kay­bet­ti. An­ne­si Fir­devs Ha­nım, İst­anb­ul­’­d­an ge­tir­di­ği ku­maş­la­rı İn­eb­ol­u’­da sa­ta­rak ona ve iki yaş bü­yük ab­la­sı Za­ti­ye (Görel)‘e bak­mış­tır.

Sa­bi­re Ha­nım, il­köğ­re­ni­mi­ni İn­eb­ol­u’­da ta­mam­la­dık­tan son­ra or­ta öğ­re­ni­mi­ne İst­anb­ul­’­da bir ak­ra­ba­la­rı­nın ya­nın­da de­vam et­ti. 1933 yı­lın­da Eren­köy Kız Li­se­si­’n­den me­zun ol­du. Tıp dok­to­ru ol­mak is­ti­yor­du. Tıp Fa­kül­te­si­’­ne kız öğ­ren­ci­le­ri ya­tı­lı ola­rak ka­bul et­me­dik­le­ri için fik­ri­ni de­ğiş­ti­re­rek o se­ne ilk de­fa ka­dın öğ­ren­ci­le­ri ka­bul eden Ve­te­ri­ner Yük­se­ko­ku­lu­’­na kay­dı­nı yap­tır­dı. 1937 yı­lın­da Ve­te­ri­ner Yük­se­ko­ku­lu­’n­dan me­zun ol­du.

İki yıl çe­şit­li la­bo­ra­tu­var­lar­da ça­lış­tık­tan son­ra Ve­te­ri­ner Fa­kül­te­si­’­ne asis­tan ola­rak ge­ri dön­dü. 1945 yı­lı­na ka­dar bu­ra­da­ki gö­re­vi­ni sür­dür­dü. İst­anb­ul­’­d­aki Pen­dik Bak­te­ri­yo­lo­ji ve Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü ve An­ka­ra­’­da­ki Et­lik Ve­te­ri­ner Kont­rol ve Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü gi­bi sağ­lık ku­ru­luş­la­rın­da bak­te­ri­yo­log ve­te­ri­ner he­kim ola­rak ça­lış­tı.

1947’de bir­lik­te ça­lış­tık­la­rı Ün­ye­li Ha­san Tah­sin Ay­de­mir ile ev­len­di. Bir­lik­te Sam­su­n­’a ta­şın­dı­lar; iki ço­cuk­la­rı ol­du. Sam­su­n­’un Ata­kum il­çe­sin­de­ki Ve­te­ri­ner Kont­rol ve Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü bün­ye­sin­de bu­lu­nan ku­duz la­bo­ra­tu­va­rın­dan emek­li ol­du.

1984 yı­lın­da Ka­dın­la­rın seç­me ve se­çil­me hak­kı­nın ta­nın­ma­sı­nın 50. yı­lı ne­de­niy­le ken­di­si­ne TBMM ta­ra­fın­dan “İlk Ka­dın Ve­te­ri­ner He­kim” ol­ma­sı ne­de­niy­le bir ödül ve pla­ket ve­ril­di.

4 Tem­muz 1991 ta­ri­hin­de, An­ka­ra­’­da ha­ya­tı­nı kay­bet­ti.

2022 yı­lın­da Go­og­le, Sa­bi­re Ay­de­mi­r­’in 112. do­ğum gü­nü anı­sı­na özel bir do­od­le ya­yın­la­dı.

7 Tem­muz 1993

Bü­yük Ede­bi­yat­çı RI­FAT IL­GA­Z­’ın Ve­fa­tı

Bü­yük Ede­bi­yat Us­ta­sı Rı­fat IL­GAZ / 1911 – 1993

Rı­fat Il­gaz, 8 Ma­yıs 1911’de Ci­de il­çe­sin­de doğ­du. Genç yaş­ta ba­ba­sı­nı kay­be­din­ce Kas­ta­mo­nu Mu­al­lim Mektebi’ne gir­di ve me­zun ol­duk­tan son­ra Tür­ki­ye­’­nin çe­şit­li yer­le­rin­de il­ko­kul öğ­ret­men­li­ği yap­tı.

II. Dün­ya Sa­va­şı yıl­la­rın­da top­lum­cu bir ede­bi çiz­gi­ye yö­ne­len Il­gaz, baş­ta “Ya­ren­lik” ve “Sı­nıf” ol­mak üze­re top­lum­sal ger­çek­li­ğe odak­la­nan şi­ir ve öy­kü­ler yaz­dı. Po­li­tik eleş­ti­ri­le­ri ne­de­niy­le de­fa­lar­ca so­ruş­tur­ma­la­ra, ha­pis ve sür­gün ce­za­la­rı­na ma­ruz kal­dı. Özel­lik­le Sa­ba­hat­tin Ali ve Aziz Nesin’le bir­lik­te çı­kar­dık­la­rı Mar­ko­pa­şa ad­lı mi­zah der­gi­si, Türk ede­bi­ya­tı­nın önem­li ya­yın­la­rın­dan bi­ri ol­du ve si­ya­si mi­zah ala­nın­da bü­yük yan­kı uyan­dır­dı.

1950’li yıl­lar­da mi­za­hi üs­lu­bu öne çı­ka­ra­rak yaz­dı­ğı ve Tur­han Selçuk’un çi­zim­le­riy­le Dol­muş der­gi­sin­de ya­yım­la­nan ya­zı­la­rı da­ha son­ra Ha­ba­bam Sı­nı­fı ro­ma­nı­na dö­nüş­tü. Ya­zar, bu ese­rin eğ­len­ce­ye in­dir­ge­ne­rek top­lum­sal eleş­ti­ri­le­ri­nin tör­pü­len­me­sin­den mem­nun ol­ma­dı; fa­kat Ha­ba­bam Sı­nı­fı si­ne­ma uyar­la­ma­la­rıy­la bü­yük po­pü­ler­lik ka­zan­dı. Il­gaz, ya­zar­lık ka­ri­ye­ri bo­yun­ca ro­man, öy­kü, şi­ir, ti­yat­ro ve ço­cuk ede­bi­ya­tı gi­bi bir­çok tür­de eser­ler ver­di ve top­lum­cu ger­çek­çi çiz­gi­sin­den hiç­bir za­man vaz­geç­me­di.

Ya­şa­mı bo­yun­ca sık sık çe­şit­li si­ya­si bas­kı ve so­ruş­tur­ma­lar­la kar­şı­la­şan Il­gaz, emek­li­li­ğin­den son­ra bir sü­re mem­le­ke­tin­de ya­şa­dı, ar­dın­dan İstanbul’a dön­dü. Ha­ya­tı­nın son dö­nem­le­rin­de ço­cuk ede­bi­ya­tı ve anı tü­rün­de ve­rim­li eser­ler ya­yım­la­dı. 7 Tem­muz 1993’te İstanbul’da ha­ya­ta ve­da eden Rı­fat Il­gaz, top­lum­cu ve halk­çı ede­bi­ya­tın en önem­li isim­le­rin­den bi­ri ola­rak anıl­mak­ta­dır; do­ğup bü­yü­dü­ğü Cide’de adı­na bir mü­ze bu­lun­mak­ta ve her yıl adı­na kül­tür fes­ti­va­li dü­zen­len­mek­te­dir.

7 Tem­muz 2000

Kü­re Dağ­la­rı­’­nın Mil­li Park İl­an Edil­me­si

Kü­re Dağ­la­rı Mil­li Par­kı

Kü­re Dağ­la­rı, 7 Tem­muz 2000 ta­ri­hin­de mil­li park ilan edi­le­rek Türkiye’nin do­ğal zen­gin­lik­le­ri ara­sın­da özel bir ye­re sa­hip ol­muş­tur. Ka­ra­de­niz Bölgesi’nin Ba­tı Ka­ra­de­niz bö­lü­mün­de, Kas­ta­mo­nu ve Bar­tın il­le­ri ara­sın­da yer alan bu mil­li park, 37 bin hek­ta­rı aş­kın bir ala­nı kap­sa­mak­ta­dır. Zen­gin bit­ki çe­şit­li­li­ği, de­rin kan­yon­la­rı, ma­ğa­ra­la­rı, şe­la­le­le­ri ve bo­zul­ma­mış or­man eko­sis­te­mi ile dik­kat çe­ken Kü­re Dağ­la­rı Mil­li Par­kı, ay­nı za­man­da Avrupa’nın bi­yo­lo­jik çe­şit­li­lik açı­sın­dan en de­ğer­li ve ön­ce­lik­li alan­la­rı ara­sın­da gös­te­ril­mek­te­dir.

Kü­re Dağ­la­rı Mil­li Par­kı’nın bir di­ğer önem­li özel­li­ği ise, Av­ru­pa ça­pın­da ya­ban ha­ya­tı­nı ve do­ğal alan­la­rı ko­ru­ma­yı he­def­le­yen PAN Parks ağı­nın Türkiye’deki ilk ve tek üye­si ol­ma­sı­dır. Bu un­van, par­kın ulus­la­ra­ra­sı stan­dart­lar­da ko­run­du­ğu­nu ve sür­dü­rü­le­bi­lir tu­rizm fa­ali­yet­le­ri­nin des­tek­len­di­ği­ni gös­te­rir. Küre Dağ­la­rı Mil­li Par­kı sa­hip ol­du­ğu en­de­mik tür­le­ri, do­ğal bit­ki ör­tü­sü ve zen­gin eko­sis­te­miy­le hem do­ğa­se­ver­ler hem de bi­lim in­san­la­rı için ca­zip bir alan oluş­tu­rur­ken, ay­nı za­man­da eko­tu­riz­me ve ye­rel eko­no­mi­ye de de­ğer kat­mak­ta­dır.

10 Tem­muz 2001

Dev­re­ka­ni­li Ro­man­cı MEH­MET ATA AN­BAR­CI­OĞ­LU­’­nun Ve­fa­tı

Meh­met Ata An­bar­cı­oğ­lu – 1916 – 2001

Türk ro­man­cı. Türk Dil Ku­ru­mu Bi­lim Ku­ru­lu üye­si Prof. Dr. Me­li­ha Ül­ker Anbarcıoğlu’nun eşi olan ya­zar, il­ko­kul eği­ti­mi­ni doğ­du­ğu yer olan Devrekâni’de ta­mam­la­dı. Or­ta­okul, li­se bir ve ikin­ci sı­nıf­la­rı İst­anb­ul Er­kek Li­se­sin­de oku­duk­tan son­ra, Hay­dar­pa­şa Li­se­sin­den me­zun ol­du. 1936 yı­lın­da Almanya’ya gi­de­rek Ber­lin Tek­nik Üniversitesi’ne de­vam et­ti; da­ha son­ra Han­no­ver İnş­aat Fa­kül­te­sin­den 1942 yı­lın­da me­zun ol­du.

İk­inci Dün­ya Sa­va­şı yıl­la­rı­nı Almanya’da, sı­ğı­nak­lar­da ge­çir­di. 1942–1948 yıl­la­rı ara­sın­da Almanya’da mü­hen­dis ola­rak ça­lış­tık­tan son­ra, 1948 yı­lın­da Türkiye’ye dön­dü. Mes­lek ha­ya­tın­da sı­ra­sıy­la Ba­yın­dır­lık Ba­kan­lı­ğı Şo­se ve Köp­rü­ler Baş­kan­lı­ğın­da uz­man pro­je mü­hen­di­si (1948–1950), İll­er Ban­ka­sı Do­ğu Böl­ge­si İçme Su­la­rı Da­ire­sin­de şef (1950–1957), Ba­yın­dır­lık Ba­kan­lı­ğı De­mir­yol­la­rı İnş­aat Baş­kan­lı­ğın­da pro­je yük­sek mü­hen­di­si (1957–1960), Dev­let Su İşl­eri Ge­nel Mü­dür­lü­ğün­de da­ire baş­kan yar­dım­cı­sı (1960–1965), Köy İşl­eri Ba­kan­lı­ğı Son­daj Da­ire­si baş­ka­nı (1965–1968), Yol Su Elekt­rik İşl­eri Ge­nel Mü­dür Baş­yar­dım­cı­sı (1968–1972) ve Köy İşl­eri Ba­kan­lı­ğı müs­te­şar baş­yar­dım­cı­sı (1972–1975) ola­rak gö­rev yap­tı. 1975 yı­lın­da emek­li ol­du.

Ya­zı ha­ya­tı­na, Ka­ba­taş Er­kek Li­se­sin­de­ki öğ­ret­men­le­ri­nin teş­vi­kiy­le baş­la­dı. Gö­rev do­la­yı­sıy­la Anadolu’nun fark­lı böl­ge­le­rin­de ya­şa­yan ya­zar, bu­ra­da ta­nı­dı­ğı in­san­la­rı ve on­la­rın ya­şam­la­rı­nı ya­kın­dan göz­lem­le­me im­kâ­nı bul­du. Bu göz­lem­le­ri­ni, emek­li ol­duk­tan son­ra­ki yıl­lar­da yaz­dı­ğı ro­man­la­rın­da iş­le­di.

Eser­le­ri:
Ro­man: Semih’in Def­te­ri (1993), Me­nük (1994), Ta­ki (1995), Ali Gü­dü (1995), Ya­şar Ka­ba­li (1996), Elek­çi Fa­dim (1998).
Ge­zi: Ge­zi Anı­la­rı (1994).

ÇA­LIŞ­MA HAK­KIN­DA

Bu ça­lış­ma, kül­tü­rel de­ğer­le­ri­miz­le il­gi­li far­kın­da­lık oluş­tur­mak ama­cıy­la Kas­ta­mo­nu Cep Der­gi Ya­yın­la­rı ta­ra­fın­dan haf­ta­lık ola­rak plan­lan­mış­tır. An­cak, Be­ta (Test) sü­rü­mü­müz­de ye­ter­li içe­rik sağ­la­na­na ka­dar ve­ri yo­ğun­lu­ğu­na gö­re haf­ta­lık ve­ya iki haf­ta­lık pe­ri­yot­lar­la ya­yın yap­ma­yı ön­gör­mek­te­yiz. Ge­niş kap­sam­lı “Kas­ta­mo­nu Kro­no­lo­ji­si” ça­lış­ma­la­rı­mız ise tüm hı­zıy­la de­vam et­mek­te­dir. El­bet­te, ça­lış­ma hâ­lâ ba­zı ek­sik­lik­ler içer­mek­te; kat­kı sağ­la­mak is­ter­se­niz bun­dan bü­yük mut­lu­luk du­ya­rız.

Ay­rı­ca, Kas­ta­mo­nu Cep Der­gi­miz Ağus­tos ayın­da tek­rar oku­yu­cu­la­rı­mız­la bu­luş­ma­ya ha­zır­la­nı­yor. Bun­dan son­ra­ki sü­reç­te de, da­ha sür­dü­rü­le­bi­lir ve dü­zen­li bir ya­yın akı­şı sağ­la­mak adı­na tüm ha­zır­lık­la­rı­mı­zı ti­tiz­lik­le sür­dü­rü­yo­ruz. Kas­ta­mo­nu Cep Dergi’nin ön­ce­ki sa­yı­la­rı­na bu­ra­dan ula­şa­bi­lir­si­niz.

İlg­in­iz ve des­te­ği­niz için te­şek­kür ede­riz.

Bil­gi için:
E‑Mail:
ademsalcioglu@gmail.com
Tel: 0 532 272 39 71

REK­LAM

Kat­kı­la­rın­dan do­la­yı Uni­ver­sal Part­ner­s­’e te­şek­kür edi­yo­ruz…

Ça­lış­ma­la­rı­mı­zın dü­zen­li ola­rak siz­le­re ula­şa­bil­me­si için E‑mail bül­te­ni­mi­ze üye olun..!