Mer­ha­ba, hiç bu­lut­la­rı dü­şün­dü­nüz mü? Bu­lut­la­ra hiç do­kun­du­nuz mu?

Ço­cuk­ken edin­di­ği­miz ve as­lın­da hâ­lâ de­vam et­tir­di­ği­miz bir alış­kan­lık var­dır: Bu­lut­la­ra ba­kıp ha­yal­ler kur­mak. On­la­rı bir şey­le­re ben­zet­mek, ya­nı­mız­da­ki­ne gös­te­rip “Bak, bir fil!” ya da “İşte bir ge­mi!” di­ye­rek bu anı pay­laş­mak her­ke­si ne­şe­len­di­rir.

Şe­hir ha­ya­tı­nın kar­ma­şa­sı için­de iş güç­le uğ­ra­şır­ken, içi­miz­de­ki ço­cu­ğun boy­nu hep bü­kük ka­lır. Ba­şı­nı kal­dı­rıp bu­lut­la­ra bak­ma­ya, ha­yal kur­ma­ya za­man bu­la­maz. Ne te­sa­düf­tür ki dı­şı­mız­da­ki ço­cuk­lar da ay­nı ka­de­re mah­kûm ka­lı­yor. On­la­rın da boy­nu bü­kük ama çok da­ha baş­ka bir se­bep­ten… Göz­le­ri ek­ran­lar­da, sa­nal dün­ya­da çok faz­la gö­rün­tü­ye ma­ruz ka­lı­yor­lar. Ko­mik ve il­gi çe­ki­ci gör­sel­ler su­na­rak sü­rek­li kay­dır­ma­ya sevk eden al­go­rit­ma­lar sin­si ve ses­siz­ce ço­cuk­la­rı­mı­zı ba­ğım­lı hâ­le ge­ti­rir­ken, biz­ler uya­nık ol­ma­lı­yız. Ço­cuk­la­rı­mı­za ve genç­le­ri­mi­ze içi­miz­de­ki ço­cu­ğu gös­ter­me­li­yiz. On­lar­la oy­na­ma­lı ve on­la­ra bu­lut­la­rı gös­ter­me­li­yiz.

İşte bu ya­zı­da, bu­lut­lar­la ku­cak­laş­tı­ğı­mız ha­ri­ka bir ro­ta­dan bah­se­de­ce­ğim.

Kö­sen­ça­yı­rı ro­ta­sı, za­man­la­ma­sı iyi ayar­lan­dı­ğın­da bu­lut­la­rın üs­tün­de yol­cu­luk ede­bil­di­ği­niz ef­sa­ne­vi bir ro­ta­dır. O gün şe­hir mer­ke­zin­de sis­li, ka­pa­lı ve kas­vet­li bir ha­va hâ­kim­di. Ak­lı dağ­lar­da olan bir in­san ola­rak bu­nun an­la­mı­nı çok iyi bi­li­yor­dum ve uzun sü­re­dir ak­lım­da olan pla­nı uy­gu­la­ma­ya ka­rar ver­dim. Bu­lut­lar al­ça­lıp şeh­ri sis­le kap­lar­ken, dağ­lar­da gü­neş ala­bil­di­ği­ne par­la­ya­cak­tı. Bu­nu fır­sat bi­lip, da­ha ön­ce ha­ri­ta ça­lış­ma­sı­nı yap­tı­ğım bu ro­ta için KA­DASK eki­bi­ne du­yu­ru yap­tım ve çağ­rım ol­duk­ça il­gi gör­dü. An­la­dım ki her­kes gü­ne­şi öz­le­miş.

Fa­ali­yet gü­nü mi­ni­büs eki­bi top­la­dı ve ro­ta­nın baş­lan­gıç nok­ta­sı­na ulaş­tık. Her­kes şaş­kın­dı; ha­va pı­rıl pı­rıl, gü­neş­liy­di. Bir sü­re or­man için­de yü­rü­yüp yo­kuş çık­tık. Ağaç­la­rın bit­ti­ği ra­kı­ma ulaş­tık­tan son­ra ise muh­te­şem bir bu­lut de­ni­zi man­za­ra­sı önü­mü­ze se­ril­di. Her­ke­sin ağ­zı ku­lak­la­rın­day­dı. Yük­sek çö­zü­nür­lük­lü ci­haz­lar­la bu eş­siz man­za­ra he­men sa­nal âle­me yük­len­me­ye baş­lan­dı. Sos­yal med­ya­da sa­yı­sız ka­re pay­la­şıl­dı ama hiç­bir fo­toğ­raf ka­re­si, ru­hu­mu­zun ha­fif­le­me his­si­ni ve bay­ram eden göz­le­ri­mi­zin zev­ki­ni tam an­la­mıy­la an­la­ta­maz­dı. Sa­de­ce sey­re­den de­ğil; ey­le­me ge­çen, biz­zat ya­şa­yan ol­mak hiç de zor de­ğil. Kon­for ala­nı­nı terk et­mek ye­ter­li.

 

Ro­ta­nın ge­ri ka­la­nın­da ol­duk­ça mut­luy­duk ve hep bir­lik­te ne­şe­li bir yü­rü­yü­şün ta­dı­nı çı­kar­dık. Kar­şı­mız­da Il­gaz Dağ­la­rı sil­si­le­si, bil­lur gi­bi bir ha­va­da önü­müz­de sı­ra sı­ra di­zi­lip bi­zi se­lam­lı­yor­du. Köy yo­lun­dan Kö­sen­ça­yı­rı Gö­le­ti­’­ne uza­nan yol yağ­mur ve ça­mur­dan bo­zul­du­ğu için mi­ni­büs plan­la­dı­ğım nok­ta­ya ge­le­me­di; bu yüz­den yak­la­şık 4 ki­lo­met­re ka­dar faz­la­dan yü­rü­mek zo­run­da kal­dık. Bu hi­kâ­ye­nin so­nu da böy­le bit­ti. Gü­lü se­ven di­ke­ni­ne kat­la­nır; biz do­ğa spor­cu­su­yuz, sürp­riz­ler sa­de­ce fa­ali­ye­tin baş­ka bir ren­gi­dir bi­zim için. Üs­te­lik bu ro­ta, eşim ve ço­cuk­la­rım­la yap­tı­ğım en ke­yif­li fa­ali­yet­ler­den bi­ri ol­du. Ço­cuk­la­rı­ma bu tec­rü­be­yi ya­şat­ma şan­sı bul­du­ğum için Kas­ta­mo­nu­’­ya çok şey borç­lu­yum.

Şim­di si­ze ta­nı­ta­ca­ğım bir di­ğer yü­rü­yüş ro­ta­sı ise İhs­ang­azi il­çe­miz­de bu­lu­nu­yor. Bu ro­ta tam an­la­mıy­la zo­ru se­ven­ler için ide­al. Ob­ruk Kö­yü, De­re­yay­la Ma­hal­le­si­’n­den baş­la­yan bu zor­lu yol­cu­luk, Il­gaz Dağ­la­rı­’­nın ete­ğin­den ge­çe­rek o ha­ri­ka Yu­ka­rı Sun­gur­cuk Te­pe­si­’­ne ula­şı­yor. Beş ki­lo­met­re bo­yun­ca sü­rek­li dik bir yo­kuş­ta yü­rü­ye­rek 935 met­re ra­kım tır­ma­nı­yo­ruz. Zir­ve­de ise Kırk­pı­nar Yay­la­sı dâ­hil, hem Çan­kı­rı hem de Kas­ta­mo­nu zir­ve­le­rin­den olu­şan uç­suz bu­cak­sız bir gör­sel şö­len tüm yor­gun­lu­ğu­mu­zu unut­tu­ru­yor.

Bir se­fe­rin­de bu zir­ve­ye ula­şa­ma­mış­tık. O gün sert rüz­gâr, yağ­mur ve sis ol­duk­ça et­ki­liy­di. Tüm ekip ha­va şart­la­rı ne­de­niy­le faz­la­sıy­la yıp­ran­mış­tı. Zir­ve yap­ma­nın çok risk­li ol­du­ğu­na ka­rar ver­dim ve ekip­le bir­lik­te Ob­ruk Yay­la­sı mev­ki­in­den gü­ven­li bir şe­kil­de ge­ri dön­dük. Bu yüz­den Yu­ka­rı Sun­gur­cuk Te­pe­si­’­ne sa­de­ce zo­ru se­ven­le­ri ça­ğı­rı­yo­ruz.

Bu­ra­da­ki bu­lut man­za­ra­la­rı Kö­sen­ça­yı­rı­’­nı ke­sin­lik­le arat­maz ama ço­cuk­lar ol­ma­dan ya­pı­lan zir­ve­nin bu­ruk­lu­ğu da içi­miz­de kal­mı­yor de­ğil. Gö­zü­müz her za­man bu­lut­la­ra ba­kıp ha­yal ku­ran ne­şe­li ço­cuk yüz­le­ri­ni arı­yor.

Bu­lut­la­ra bak­ma­yı ve on­la­rı ço­cuk­la­ra gös­ter­me­yi unut­ma­yın. Hoş­ça ka­lın.