Kı­şın hük­mü he­nüz kalk­ma­mış­tır. Or­man sus­kun­dur. Top­rak don ve ka­rın ağır­lı­ğı­nı ha­la omuz­la­rın­da ta­şı­mak­ta­dır. Dal­lar çıp­lak­tır, rüz­gâr sert­tir, gök­yü­zü ise kur­şu­ni…

Tam da bu ses­siz­lik anın­da, ha­ya­tın en inat­çı im­za­la­rın­dan bi­ri be­li­rir, kı­şın so­nu­na doğ­ru sert ve so­ğuk top­rak­lar­da. Hyg­rop­ho­rus Mar­zu­olus, ya­ni halk ara­sın­da yay­gın bi­li­nen adıy­la Mart Man­ta­rı.

Do­ğa tak­vi­mi­nin en er­ken uya­nan ço­cuk­la­rın­dan olan bu man­tar, ba­ha­rın müj­de­ci­si sa­yı­lır. O, çi­çek­ler­den ön­ce ge­lir. Ço­ğu kez cem­re­den ev­vel dü­şer top­ra­ğa. Kar he­nüz eri­me­miş­ken, don top­ra­ğın için­den çö­zül­me­ye ye­ni baş­la­mış­ken, yap­rak­la­rın göl­ge­sin­de ağır ağır baş gös­te­rir. Bu yüz­den ona ki­mi yer­ler­de “kar man­ta­rı” da de­nir. Ba­zı kay­nak­lar­da “Ba­har man­ta­rı“dır is­mi. Çün­kü o, ba­ha­rı bek­le­mez, ba­ha­rı baş­la­tır.

Mar­zu­olus” adı La­tin­ce Mart ayı­na ait an­la­mı­na ge­lir. Bi­lim­sel is­mi da­hi onun za­man­la kur­du­ğu özel iliş­ki­yi an­la­tır. Ço­ğu man­ta­rın son­ba­ha­rı ter­cih et­ti­ği bir dün­ya­da, o tak­vi­mi ter­si­ne çe­vi­rir. Ba­ha­rı sa­bır­la bek­ler.

Or­man yü­rü­yü­şün­de ace­le eden göz­ler onu fark ede­mez. Mart man­ta­rı sa­bır is­ter. Eğil­me­yi, dik­kat et­me­yi, ara­zi­yi ve tü­rü çok iyi bil­me­yi, top­ra­ğa ku­lak ver­me­yi ge­rek­ti­rir.

Or­man yü­rü­yü­şün­de ace­le eden göz­ler onu fark ede­mez. Mart man­ta­rı sa­bır is­ter. Eğil­me­yi, dik­kat et­me­yi, ara­zi­yi ve tü­rü çok iyi bil­me­yi, top­ra­ğa ku­lak ver­me­yi ge­rek­ti­rir.

Ses­siz­li­ğin için­de­ki bir işa­ret gi­bi olan, bu lez­zet­li man­tar, ka­rı­şık or­man­lar­da (Hem di­ken­li, hem de ge­niş yap­rak­lı ağaç­lar­la) çam, kök­nar, la­din ka­yın ağaç­la­rı ile mi­ko­ri­zal ola­rak ya­şam sü­rer.

Yük­sek ra­kım­lı böl­ge­ler­de, asi­dik ve hu­mus­ça zen­gin top­rak­la­rın­da, kar ör­tü­sü­nün ye­ni kalk­tı­ğı alan­lar­da sık gö­rü­lür.

Türkiye’de özel­lik­le Karadeniz’in yük­sek ke­sim­le­rin­de ve ba­zı dağ­lık böl­ge­ler­de rast­la­na­bi­lir. An­cak, bu­lun­ma­sı ko­lay de­ğil­dir. Çün­kü, o gös­te­riş­li de­ğil­dir; top­ra­ğa yas­lan­mış, ya­rı gö­mü­lü, san­ki sak­lan­mak is­ter­ce­si­ne ses­siz­ce bü­yür.

Or­man yü­rü­yü­şün­de ace­le eden göz­ler onu fark ede­mez. Sa­bır is­ter. Eğil­me­yi, dik­kat et­me­yi, ara­zi­yi ve tü­rü çok iyi bil­me­yi, top­ra­ğa ku­lak ver­me­yi ge­rek­ti­rir.

Mor­fo­lo­jik ya­ni göz­le gö­rü­len (mak­ros­ko­bik) özel­lik­le­ri

Mart man­ta­rı­nın şap­ka­sı 4–12 cm ça­pın­da, gri, kur­şu­ni, ba­zen ha­fif ma­vim­si ton­lar­da, genç­ken bom­be­li, ol­gun­laş­tık­ça düz­le­şen ya­pı­da­dır.

Yü­ze­yi nem­liy­ken ha­fif ya­pış­kan ola­bi­lir. Bu özel­lik, Hyg­rop­ho­rus cin­si­nin ka­rak­te­ris­tik özel­lik­le­rin­den bi­ri­dir. La­mel­le­ri, sey­rek, ka­lın, be­yaz­dan krem ren­gi­ne dö­nük, de­cur­rent ya­ni sa­pa doğ­ru ha­fif­çe inen ya­pı­da­dır. Sa­pı be­ya­zım­sı, kı­sa ve sağ­lam­dır. Eti ya­ni do­ku­su ol­duk­ça yo­ğun­dur; kı­rıl­dı­ğın­da be­lir­gin bir renk de­ği­şi­mi gös­ter­mez. Ko­ku­su ha­fif, ta­dı ise hoş ve yu­mu­şak­tır. Bu man­tar gös­te­riş­li de­ğil­dir; za­ra­fe­ti en­der gö­rül­me­sin­de ve sa­de­li­ğin­de­dir.

Eko­lo­jik ro­lü

Hyg­rop­ho­rus mar­zu­olus bir ek­to­mi­ko­ri­zal man­tar­dır. Ya­ni ağaç kök­le­riy­le sim­bi­yo­tik iliş­ki ku­rar. Bu iliş­ki kar­şı­lık­lı­dır; Her iki ta­ra­fın­da fay­da­sı­na­dır. Bir ne­vi “al gü­lüm, ver gü­lüm” iliş­ki­si ha­kim­dir.

Ko­nu­yu bi­raz da­ha aça­cak olur­sak,

Man­tar, ağa­ca su ve mi­ne­ral ta­şır. Ağaç ise fo­to­sen­tez­le üret­ti­ği kar­bon­hid­rat­la­rı man­tar­la pay­la­şır. Bu or­tak­lık, or­man eko­sis­te­mi­nin gö­rün­me­yen ama ha­ya­ti öne­me sa­hip omur­ga­la­rın­dan bi­ri­dir. Mart man­ta­rı sa­de­ce bir be­sin de­ğil­dir; o, or­ma­nın do­la­şım sis­te­mi­nin bir par­ça­sı­dır. Bu man­ta­rın kar al­tın­da­ki mi­sel­yum ağı, top­ra­ğın al­tın­da­ki ağaç kök­le­ri ya­ni dost­la­rı ile ses­siz bir ile­ti­şim ku­rar. Ağaç­lar ara­sı be­sin alış­ve­ri­şin­de man­tar­la­rın ro­lü bü­yük­tür. Do­la­yı­sıy­la Mart man­ta­rı­nı bul­mak, yal­nız­ca bir tür­le kar­şı­laş­mak de­ğil; bir eko­lo­jik ağın ucu­na do­kun­mak­tır.

Gast­ro­no­mik De­ğe­ri

Avrupa’nın ba­zı ül­ke­le­rin­de (özel­lik­le İt­alya ve İspanya’da) ol­duk­ça kıy­met­li sa­yı­lır. Er­ken mev­sim­de çık­ma­sı onu özel kı­lar. Çün­kü ta­ze ve do­ğal man­tar bul­ma şan­sı­mız çok az­dır ve sü­per­mar­ket­ler­den baş­ka yer­de pek tü­ke­ti­le­bi­lir, lez­zet­li man­ta­ra rast­la­nıl­maz.

Ha­fif aro­ma­tik, yo­ğun do­ku­lu, pi­şin­ce di­ri ka­lan bir ya­pı­da­dır. Te­re­ya­ğın­da sa­de kav­rul­du­ğun­da ger­çek ka­rak­te­ri­ni gös­te­rir. Faz­la ba­ha­ra­tı sev­mez. Çün­kü Mart Man­ta­rı ba­ğır­maz; ade­ta fı­sıl­dar.

An­cak, her ya­ba­ni man­tar­da ol­du­ğu gi­bi, doğ­ru teş­his ha­ya­ti önem ta­şır. Ben­zer tür­ler­le ka­rış­tı­rıl­ma ris­ki­ne kar­şı uz­man kont­ro­lü öne­ri­lir. Ben­zer tür­ler­le ka­rış­ma ris­ki pek yok­tur.

Hyg­rop­ho­rus cin­si için­de ben­zer gri ton­lu tür­ler bu­lu­nur. An­cak, Mart man­ta­rı­nın, mev­sim­sel er­ken çı­kı­şı, yo­ğun ve ka­lın la­mel­le­ri, top­ra­ğa gö­mü­lü ge­li­şim bi­çi­mi ayırt edi­ci özel­lik­ler­dir.

Yi­ne de man­tar top­la­ma pra­ti­ğin­de te­mel ku­ral de­ğiş­mez. Emin de­ğil­sen, se­pe­te koy­ma.

Mart man­ta­rı, do­ğa­nın sa­bır­sız ço­cu­ğu­dur. O, “he­nüz za­ma­nı de­ğil” di­yen­le­re inat bü­yür. Ka­rın al­tın­dan çık­ma­sı, in­sa­noğ­lu için sem­bo­lik­tir, bu­lun­maz bir ni­met­tir.

So­ğuk ne ka­dar sert olur­sa ol­sun, top­ra­ğın al­tın­da ha­yat sür­mek­te­dir. Gö­rün­me­yen bir ha­zır­lık var­dır. Ve bir gün, bek­len­me­dik bir an­da yü­ze­ye çı­kar, ken­di­ni gös­te­rir. Bel­ki de bu yüz­den Mart Man­ta­rı yal­nız­ca bir tür de­ğil, bir me­ta­for­dur.

Ül­ke­miz­de bu tür üze­ri­ne aka­de­mik ça­lış­ma­lar sı­nır­lı­dır. Oy­sa er­ken se­zon man­tar­la­rı­nın, ik­lim de­ği­şik­li­ği ile iliş­ki­si, yük­sek ra­kım eko­sis­tem­le­rin­de­ki ro­lü, ye­rel gast­ro­no­mi­de de­ğer­len­di­ril­me po­tan­si­ye­li araş­tı­rıl­ma­ya de­ğer­dir.

Or­ma­na Mart ayın­da gi­ren bi­ri, hâ­lâ kı­şı gö­rür. Dik­kat­li ba­kan ise ba­ha­rı. Top­ra­ğa bi­raz da­ha eğil­di­ği­niz­de, ka­rın al­tın­da­ki sab­rı fark eder­si­niz. Ve bel­ki o an an­lar­sı­nız, do­ğa hiç­bir za­man ger­çek­ten uyu­maz.

Aşı­rı ve bi­linç­siz top­la­ma, mi­sel­yum ağı­nı za­yıf­la­ta­bi­lir

Bu ne­den­le, top­rak ka­zıl­ma­ma­lı, genç bi­rey­ler bı­ra­kıl­ma­lı, ay­nı böl­ge her yıl sö­mü­rül­me­me­li­dir.

Unu­tul­ma­ma­lı­dır ki man­tar, gö­rü­nen şap­ka­dan iba­ret de­ğil­dir. Asıl can­lı­lık top­ra­ğın al­tın­da­dır.

Hyg­rop­ho­rus mar­zu­olus bi­ze şu­nu öğ­re­tir;

Ha­yat, en umul­ma­dık za­man­da baş ve­re­bi­lir. Or­ma­na Mart ayın­da gi­ren bi­ri, hâ­lâ kı­şı gö­rür. Dik­kat­li ba­kan ise ba­ha­rı. Top­ra­ğa bi­raz da­ha eğil­di­ği­niz­de, ka­rın al­tın­da­ki sab­rı fark eder­si­niz.

Ve bel­ki o an an­lar­sı­nız, do­ğa hiç­bir za­man ger­çek­ten uyu­maz ■

Not: İns­anl­arı bil­gi­len­dir­mek ve bi­linç­len­dir­mek ama­cıy­la kur­du­ğu­muz Yo­uTu­be ka­na­lı­mız BA­LIK VE MAN­TAR AV­CI­LA­RI, ay­rı­ca sos­yal med­ya­da hem Fa­ce­bo­ok hem Ins­tag­ram da ak­tif olan BA­LIK VE MAN­TAR AV­CI­LA­RI say­fa­la­rı mev­cut­tur. Bun­lar­la ye­tin­me­yip man­tar ko­nu­sun­da az bil­gi­ye sa­hip olan in­san­la­rın bu­luş­tu­ğu ve man­tar fo­toğ­raf­la­rı­nı pay­laş­tı­gı, bi­zim de ta­nım­la­ma yap­tı­ğı­mız Fa­ce­bo­ok­’­ta­ki gru­bu­muz KAS­TA­MO­NU MAN­TAR AV­CI­LA­RI’dır.

ÖNEM­Lİ UYA­RI: Unu­tul­ma­ma­lı­dır ki “Her Man­tar Ye­nir, Ama ba­zı­la­rı sa­de­ce 1 ke­re ye­nir!”Ha­yat­ta hiç­bir şey ken­di sağ­lı­ğı­nız­dan da­ha kıy­met­li de­ğil­dir!!!

Siz­ler için man­tar araş­tır­ma­la­rı­nız­da kul­la­na­bi­le­ce­ği­niz Türk­çe iki gü­zel kay­nak lin­ki bu­ra­ya ek­li­yo­rum:

www.mantarliyasam.com ve www.fungiturkey.org