Ben apart­ma­nın sol du­va­rın­dan çık­tım, o ise sağ du­va­rın­dan. Ay­nı an­da ay­nı met­re­ka­re­de bu­luş­tuk.

Da­ha ön­ce çok­ça kar­şı­laş­mış­tık fa­kat bu se­fer o kar­şı­laş­ma­lar­da­ki özen­siz gi­yi­ni­min­den çok uzak­tı..

Pan­to­lo­nu­nun içi­ne sok­tu­ğu la­ci­vert göm­le­ği ütü­lü, ke­me­ri ye­ni, ayak­ka­bı­la­rı te­miz, saç­la­rı ta­ra­lı pan­to­lo­nu ise en faz­la be­şin­ci kez gi­yi­yor­du. ya da eşi çok gü­zel ba­kı­yor­du.

Bronz te­ni ve bem­be­yaz saç­la­rı­nın bir­leş­ti­ği al­nı da ade­ta par­lı­yor­du.

Bü­yük bir ağ­zı, alan de­rin­li­ği faz­la bir yü­zü var­dı…

Öy­le ki, yan­dan bak­tı­ğın­da bi­le göz­le­ri­nin bü­yük bir bö­lü­mü ek­sik­siz gö­rü­lü­yor­du.

İlk sö­zü: “oo­oo ye­ğe­nim” ol­du. Ye­ğen hi­ta­bı­nı kar­şı­lık­sız bı­rak­ma­dım. “Mer­ha­ba am­ca” de­dim.

Ay­nı an­da ka­pı­ya yö­nel­dik. Ka­pı­nın şif­re­si­ni gir­me ne­za­ke­ti gös­ter­di. O tuş­la­ra ba­sar­ken ‘dıt dıt’ ses­le­ri çı­kı­yor, ben de içim­den ra­kam­la­rı tek­rar edi­yor­dum. O ma­lum ‘onay’ se­si gel­di… İç­eri gir­dik…

Asan­sö­re bin­dik. Ka­pı ta­ra­fı­na ben, di­ğer ta­ra­fa o geç­ti. O ay­na ta­ra­fın­da ol­du­ğu için, hem onu, hem de en­se tı­ra­şı­nı ay­nı an­da gö­rü­yor­dum.

Ve o kı­rıl­ma anı gel­di. ‘Ha­yır­dır am­ca, çok şık­sın bu­gün’ de­dim. De­mez olay­dım…

“Ye­ğe­nim, ne di­yon be­e­ee.… Ben se­nin ya­şın­day­ken uçar­dım uça­a­a­ar, şu­na bak asan­sö­rü­nen çı­kı­yo­nuz… Sor­ma, ben 5 ye­rim­den bı­çak­lan­dım gi­ne yı­ka­ma­dı­la…”

Am­ca de­vam edi­yor, asan­sör çı­kı­yor, ben ise ola­ya an­lam ver­me­ye ça­lı­şı­yor­dum. Ko­nu na­sıl bı­çak­lan­ma­ya gel­miş­ti. Ben bun­la­rı içim­den dü­şü­nür­ken ay­nı sa­li­se­ler­de am­ca de­vam edi­yor­du.

“İn­anki al­ko­le töv­be et­tim, 20 se­ne olu­ya, em­me şu me­re­ti bı­ra­ka­ma­dım (gö­ğüs ce­bin­de­ki si­ga­ra pa­ke­ti­ni gös­te­ri­yor)…

Es ver­me­den de­vam edi­yor­du.

“68 ya­şın­da­yım, val­la­hi­ne ço­ğu­nu ce­bin­den çı­ka­rı­rım, biz­den kim kal­dı… bi de um­re­ye gi­de­bil­sem baş­ka bir şey istemem…Heeeee dü­ğün­den ge­li­yom ye­ğe­nim” de­di ve asan­sör be­nim ka­tı­ma gel­di. Ke­li­me­le­ri yut­ma­dan, cüm­le­le­ri boz­ma­dan, göz te­ma­sın­dan kaç­ma­dan ko­nuş­muş­tu. Öy­le ki, so­ru­nun iki ke­li­me­lik ce­va­bı­nı, yol­cu­lu­ğun son anı­na denk ge­tir­me­yi bi­le ba­şar­mış­tı.

Ken­di­mi sor­gu­la­ma­ya baş­la­dım, aca­ba am­ca­nın bi­linç al­tın­da­ki han­gi ca­na­va­rı uyan­dı­ra­cak bir ke­li­me kul­lan­mış­tım. Yok­sa ken­di­si­ne il­ti­fat eden her­ke­se mi bu mu­ame­le­yi ya­pı­yor­du?

8 mil­yar in­sa­nın ya­şa­dı­ğı, mil­yar­lar­ca­sı­nın gö­mü­lü ol­du­ğu bu ev­re­ne di­ki­len mil­yon­lar­ca apart­ma­nın bi­ri­nin için­de­ki ufa­cık bir ku­tu­day­dık.

Asan­sö­rün ka­pı­sı açıl­ma­ya baş­la­dı. “Mü­sa­den­le am­ca” de­dim. Ka­fa­sı­nı ha­fif yu­ka­rı kal­dır­dı, göz­le­ri­ni ise ba­na doğ­rult­tu.

‘Yi­ye­nim Al­la­h­’a ıs­mar­la­dık, ge­cen gü­zel ol­sun” de­di.

Vü­cu­dum sa­de­ce 9 kat yük­sel­miş­ti. Ama ru­hum bin­ler­ce kat­man­dan olu­şan ha­yal ev­re­nim­de ora­dan ora­ya koş­muş­tu. Ve hiç bir ev­ren­de; “Ha­yır­dır am­ca çok şık­sın bu­gün” so­ru­su­nun ce­va­bı bu ka­dar uzun ol­ma­mış­tı.

…din­le­mi­yo­ruz bir­bi­ri­mi­zi, an­la­ma­ya ça­lış­mı­yo­ruz, sa­de­ce ken­di­mi­zi an­lat­ma­nın der­din­de­yiz. Sor­ma­sa­lar da söy­lü­yo­ruz. Gü­nah­la­rı­mı­zı ra­fa bı­ra­kıp, se­vap­la­rı­mı­zı hay­kı­rı­yo­ruz…

He­pi­miz ‘am­ca’ de­ğil­mi­şiz san­ki, din­le­mi­yo­ruz bir­bi­ri­mi­zi, an­la­ma­ya ça­lış­mı­yo­ruz, sa­de­ce ken­di­mi­zi an­lat­ma­nın der­din­de­yiz. Sor­ma­sa­lar da söy­lü­yo­ruz. Gü­nah­la­rı­mı­zı ra­fa bı­ra­kıp, se­vap­la­rı­mı­zı hay­kı­rı­yo­ruz…

Ne di­yor­sun be adam di­yor­su­nuz bi­li­yo­rum. Ben de am­ca gi­bi­yim iş­te.

Sor­ma­sa­nız da an­la­tı­yo­rum ■