Bazen diyoruz ya hani; ‘Kastamonu’ gelişiyor diye…
Üç beş turistin hatrına; bir kaç tur otobüsünün ve memleket sevdalısı gurbetçilerin gıyabında…
Ülkemizin güzelliklerini gezen, gözlemleyen, ibret ve örnek alan bir genç olarak bir kaç kelam edesim geldi.
Ne zaman böyle memleketimiz hakkında ‘dar açılı’ yorumlar yapanları görsem; aklıma Platon’un ünlü Mağara Alegorisi gelir… Üstad’ın alegorisine göre ‘Mağaradaki zincirli mahkumlar, dışarıdan gelen nesnelerin arkadaki ateşle duvara yansıyan gölgelerini görür ve dışarıdan gelen seslerin mağara duvarındaki yankılarını duyarak gerçeğin sadece bundan ibaret olduğunu sanırlar…
Yani duvardaki yansımalarını, dünyalarından ibaret sanarlar.
Geleneğimizde vardır, azın bereketine şükretmek fakat; bu çok farklı bir mesele…
Gelen turisti direkt değerlendirmek yerine; son dönemlerde ülke genelindeki turizmden ne kadar pay alıyoruz ona mı baksak?
Hiç uzağa gitmeden komşu illerimizle mi kıyaslasak…
Veya gerek bürokraside, gerekse de özelde turizm analizlerini masaya yatırıp bir Swab raporu mu çıkarsak…
Misal;
Bu sıralarda memleketin dört bir köşesini festival heyecanı sardı…
Taşköprü, Abana, Tosya, Azdavay, biraz Pınarbaşı v.s….
Birbirinden ünlü sanatçılar gelecek, milyonlarca lira kazanacak; ilçe esnafları kısa süreli bayram yapacak.
Yapsın, hiç bir itirazımız yok lakin; yıllardır festival yapıp hala kurumsallaşan bir kimlikle ‘turist çeken etkinlikler’ neden yapamıyoruz?
Biz bize eğleniyoruz.
Siz sormadan ben söyleyeyim; festivallere karşı değiliz, ama fiyat performans olarak değerlendirince, inanın bana mantıksız geliyor.
Biz, bu maddi ve operasyon gücümüzü birleştirip, neden Türkiye’nin dört bir yanından turist çekecek doğa festivallerine odaklanmıyoruz?
Kanyon kanyon diyoruz, onun hatırına memlekete girenlere şükrediyoruz.
Kastamonulular olarak ‘Ege’de tatil planlıyor, Doğu’ya yemek yemeye gidiyoruz, hala ve hala Doğu Karadeniz’de doğal güzellik görmeye çalışıyoruz’
Ama dönüp de memleketimizi dışarıya açmak için ne çaba gösteriyoruz. Ne de umursuyoruz.
Ben buradan sorayım; Kastamonu’da turizmle uzaktan yakından ilgili, komisyonlarda bulunan, toplantılara katılan yöneticilerimiz, bu yıl tatillerini nerede yapmış? Veyahut; Kastamonu’da kısa da olsa bir tatil planlamış mı? Ya da; şehir dışından akrabaları, arkadaşları Kastamonu’da bir tatil yapmak isteyip onlara ulaşmış mı?
Biraz büyük düşünmemiz gerekiyor. İnsanlar tatilini yaparken ‘bir durak’ olmakla yetinmemek.
Topyekün bir şekilde; doğamızı, kültürümüzü, tarihimizi tanıtacak etkinlikler yapmamız gerekiyor.
Festivalleri yapın, milyonlar harcayın, sanatçıları mutlu edin ama kısa vadeli planları artık bırakıp bundan 20–30 hatta 50 yıl sonrayı planlamamız gerekiyor…
Kastamonu’nun her bir ilçesinin inanılmaz özellikleri var, her biri ‘tatil beldesi’ olabilecek kapasitede. Kimisi yaylasıyla, kimisi tarihiyle, kimisi deniziyle, kimisi de doğal güzellikleriyle ama hala ‘yankı odamızda ateşten yansıyanları görmekte ısrar ediyoruz’
Değerli büyüklerimize şunu ifade etmek istiyorum; yıllardır ‘kağıt üzerinde turizm çalışmaları yapıyorsunuz’ her ne kadar faydalı işler yapılsa da bir çoğu kağıt üzerinde dostlar pazarda görsün mantığından öteye gitmiyor. Çağırın beni bir toplantıya; ben size derdimi anlatayım. Bürokrasinin duvarlarını yıkamazsak; o turist bu şehirde sadece duraklar.
Bize duraklayan değil konaklayan turist lazım.
Ya sahi; Platon’un mağarasında bütün mahkumlar elleri kelepçeli bir şekilde duvara bakıyor. Peki ya o ateşi kim korluyor?