De­rin do­ğa

Hiç kan­yon ge­çi­şi yap­tı­nız mı? Kan­yo­nun do­ğa­sı bam baş­ka­dır. Bu mu­az­zam gü­zel­lik­ler ba­rın­dı­ran or­ta­mın ne ka­dar ke­yif­li ol­du­ğu­nu an­lat­sam­da çok cid­di risk­ler ba­rın­dı­ran bir yer­dir. Kan­yo­ning do­ğa spor­la­rı için­de, o spo­ru ya­pan ki­şi sa­yı­sı­na gö­re en faz­la ölüm ya­şa­nan spor­dur. Özet­le; Ekip uyu­mu, ekip­man ye­ter­li­li­ği, spor­cu­la­rın tec­rü­be­si ve di­sip­lin çok önem­li­dir. Ön ha­zır­lık­lar için­de ha­va tah­mi­ni ta­kip et­mek ha­ya­ti de­re­ce­de önem­li­dir. Gi­ri­lecek kan­yo­nu tek­nik özel­lik­ler iyi bi­lin­me­li ve gi­riş çı­kış ko­num­la­rı­na gö­re ted­bir­ler ön­ce­den alın­ma­lı­dır. Hep­si ne için ge­rek­li, bu ka­dar zah­me­te ne ge­rek var di­yor­sa­nız hak­lı­sı­nız, çün­kü kan­yo­na gi­ren bi­rin­den ne­ler ya­şa­dı­ğı­nı hiç din­le­me­di­niz. O zeh­ri tat­ma­dı­nız. İlk kan­yo­na gi­riş­te in­sa­nın için­de ye­ni duy­gu­lar can­la­nır. İlk se­fe­rin­de bu­lun­du­ğun or­tam sa­na çok ya­ban­cı ge­lir. Et­ra­fı­na ba­kıp ben na­sıl bir yer­de­yim der­sin için­den. Dün­ya­nın için­de ama dün­ya dı­şı san­ki. İlk kan­yo­na gi­ri­şim­de ben­de ka­rı­şık duy­gu­la­ra ka­pıl­dım. İç­imde ye­ni bir duy­gu fi­liz­len­di. bu ya­ban­cı duy­gu­ya bir isim ve­re­me­dim . Öf­ke­len­miş­tim ken­di­me; ya­da ba­na öy­le gel­di. Gör­dük­le­rim kar­şı­sın­da afal­la­dım. “Ap­tal ka­fam ne­den da­ha ön­ce kan­yo­na gir­me­dim” di­ye­rek bu gü­zel­lik­le­ri ka­çır­dı­ğım yıl­lar için ha­yıf­lan­dım. Hay­ran­lık ve kız­gın­lık­la ka­rı­şık bir duy­guy­du bu. İl­erl­ed­ikçe kan­yo­na da­ha çok ısın­dım. Ba­zen su üs­tün­de, sır­tüs­tü sü­zü­le­rek ka­ya­lar ara­sın­dan par­lak gök­yü­zü­nü ve bu­lut­la­rı sey­re­di­yor, ba­zen de çıl­gın şe­la­le­ler­le bo­ğu­şu­yor­dum. Şi­ir gi­bi bir dün­ya­da şa­ir ol­ma­mak müm­kün mü? Ka­ya­lar üze­rin­de be­yaz ve gri­nin ton­la­rı su akın­tı­sı bo­yun­ca sü­zü­lü­yor bu renk­le­re ke­nar­lar­da yer yer bi­ten su yo­sun­la­rı­nın ve li­ken­le­rin ye­şil ton­la­rı­na ka­tı­lı­yor­du. Ka­ya­la­rı akıl al­maz yıl­lar bo­yun­ca şe­kil­len­di­ren su­yun oluş­tur­du­ğu taş­tan oyuk­lar, dal­ga­lar, çiz­gi­ler usul usul kıv­rı­lı­yor. Şe­la­le­le­rin coş­kun­lu­ğu ve ka­ya­la­rın sü­ku­ne­ti ara­sın­da gi­dip ge­li­yo­ruz. Kıv­rım­lar ba­zen faz­la bü­kü­lü­yor, bü­kü­lü­yor, zih­ni­mi­ze iş­li­yor, de­rin­le­re da­lı­yor, iş­te o an ye­ni can­la­nan baş­ka bir duy­gu bi­zi dün­ya­dan sa­kin­ce ayı­rı­yor. Kan­yon dı­şı dün­ya­dan top­rak­tan, taş­lar­dan, kök­ler­den, sü­zü­lüp te­miz­le­nen or­ma­nın te­miz su­yu, dam­la dam­la yük­sek­ler­den üze­ri­mi­ze akı­yor. O dam­la­lar su­suz­lu­ğu­mu­zu gi­de­ri­yor ama her an­lam­da. Ağ­zı­mı yu­ka­rı doğ­ru açı­yo­rum ve dam­la­lar do­ğa­nın kal­bin­den, be­nim kal­bi­me bir hu­zur dam­la­sı ha­lin­de dü­şü­yor­lar. Ne­şe ve mut­lu­luk­la do­lan ben­li­ğim, be­de­ni­me bü­yük bir ener­ji ve­ri­yor. Kon­yon­dan çı­kın­ca­ya ka­dar yor­gun­luk ne­dir bil­mi­yo­rum. Kan­yo­nun son­la­rı­na doğ­ru ben­de fark­lı bir duy­gu pey­da olu­yor. Bu da­ha kan­yon­dan ay­rıl­ma­dan be­ni sa­ran öz­lem ve hırs­la ka­rı­şık bir duy­gu. Na­sıl bu ka­dar ça­buk bi­ter? Bir da­ha gir­me­li­yim, baş­ka kan­yon­lar­da gör­me­li­yim gi­bi dü­şün­ce­ler zih­ni­mi ele ge­çi­ri­yor. Bun­la­rı tek­rar ya­şa­mak is­te­mez mi in­san? O ilk kan­yo­na gir­di­ğim yıl tüm şah­si ekip­man­la­rı­mı ta­mam­la­dım ve her yaz mut­la­ka kan­yo­na gir­dim. Ya­kın ar­ka­daş­la­rı­mı bu spo­ra teş­vik et­tim on­lar­da ekip­man al­dı­lar ve her fır­sat­ta kan­yon­la­ra gi­ri­yo­ruz ya­da fır­sat kol­lu­yo­ruz. Kan­yon­la­rın na­sıl bir bü­yü­sü var an­la­mak zor, bir de­fa bu­nu ya­şa­mak ye­ter­li gel­mi­yor. Ken­di­li­ğin­den ha­ya­tı­nın bir par­ça­sı olu­yor. Tut­ku­su­na ka­pı­lan­lar bir­bi­ri­ni iyi an­lar ve ne za­man kan­yon­lar­dan bah­set­se o in­san­la­rın göz­le­ri bir baş­ka par­la­ma­ya baş­lar.
Kas­ta­mo­nu bir kan­yon cen­ne­ti di­ye­bi­li­riz. İr­ili ufak­lı, su­lu ve ku­ru kan­yon­la­rı­mız bi­zim için bü­yük bir zen­gin­lik. Val­la, Hor­ma, Er­siz­ler­de­re, Ça­tak, Şeh­ri­ban, Mal­yas, An­day, Ci­biş ve keş­fe­dil­me­yi bek­le­yen di­ğer­le­riy­le be­ra­ber bu cen­net va­ta­nın bel­ki­de kan­yo­nu en bol mem­le­ke­tin­de­yiz. Ta­bi­ki her yıl Pı­nar­ba­şı il­çe­miz­de ya­pı­lan Kan­yon fes­ti­va­li­ne mut­la­ka ge­lin. Bu fes­ti­val­le ilk de­fa kan­yon­lar­la ta­nış­tım ve ta­nı­şa­mı sağ­la­yan Kan­yon Araş­tır­ma Der­ne­ği­ne min­net­ta­rım.

Kas­ta­mo­nu­da kan­yon ge­çi­şi ya­pan spor­cu­lar çor­ba­sız ya­pa­maz. İçt­iği çor­ba­ya gö­re ner­den geç­ti­ği­ni bi­li­riz. Eğer Çor­ba­cı Emin­den “Ece­vit Çor­ba­sı” iç­tiy­se, Er­siz­ler­de­re kan­yo­nu­nu geç­miş. Eğer “Ka­ra Çor­ba” iç­tiy­se Hor­ma ya­da Val­la kan­yo­nun­dan çık­mış­tır. Kan­yon için­de ise ta­ri­fi kan­yon­da sak­lı olan özel kan­yon çor­ba­sı içi­lir. Çor­ba as­lın­da kan­yon spor­cu­su­nu bir öze­ti gi­bi­dir. İple iniş tek­nik bil­gi­si , su akış di­na­mi­ği , yük­sek ile­ti­şim be­ce­ri­si, ekip bi­lin­ci, coğ­raf­ya ve me­te­oro­lo­ji far­kın­da­lı­ğı, yük­sek kon­dis­yon, psi­ko­lo­jik da­ya­nık­lı­lık ve acil du­rum kur­tar­ma be­ce­ri­si­ne sa­hip ol­ma­sı ge­re­kir. İşte bun­la­rın hep­si bün­ye­sin­de ka­rı­şır ve bir kan­yon­cu da­ha ken­di­ni kan­yon­la­ra kap­tı­rır. Hem gü­zel­lik­le­riy­le hem­de fi­zik­sel zor­la­ma­la­rı ve duy­gu­sal dal­ga­lan­ma­la­rıy­la kan­yon dün­ya­sı bam­baş­ka bir dün­ya­dır. Dün­ya dı­şı, ay­rı bir dün­ya da bu­luş­mak üze­re hoş­ça­ka­lın.